Kötü Bir Haber Alacağım Ama Nasıl?



Çok eski zamanlardan beri bazı kavramları hayatın içindeki kutuplar olarak görürüz. İyi olmak-kötü olmak, hastalık-sağlık, yaşam ve ölüm… Her birimizin zaman zaman üzerine düşündüğü, hissettiği ve yüzleşmek durumunda kaldığı gerçeklerdi bunlar. Fakat neredeyse bir senedir hepimiz için daha da görünür oldular. Bir virüsle karşı karşıyaydık ve bu virüs bizim için hem tehlike faktörü hem kaygı sebebiydi. Tüm düzenimizi değiştirdi, bizi birçok duyguyla baş başa bıraktı. Hem kendimiz hem sevdiklerimiz için endişelendik. Bu süreci hastalığa yakalanmadan, kayıp vermeden atlatanlarımız da vardı; kötü haberler duyanlarımız da. Peki bu haberleri alma biçimimiz bize nasıl hissettirdi? Hastaya veya hasta yakınına kötü haber nasıl verilmeliydi? Özellikle sağlık çalışanlarının bu konuda dikkat etmesi gerekenleri içeren birçok çalışma mevcut. Ben de bu yazıda, alanda yapılan çalışmaların önemli noktalarını aktarmaya çalışacağım.

İlk olarak fiziksel koşullardan söz etmek gerekirse; nerdeyse her görüşmede olduğu gibi, kötü haberin verileceği görüşmede de fiziksel koşullar büyük önem taşımaktadır. Görüşmeyi özel bir odada yapmanın daha sağlıklı olduğu bilinmekle beraber, eğer görüşme hasta yatağının bulunduğu odada yapılacaksa yatağın etrafındaki perdenin kapatılması özen gösterilmesi gereken unsurlardandır.
Haberi verirken hastanın yanında bir yakının bulunup bulunmaması tercihi hastanın kendisine bırakılmalıdır. Bununla birlikte ağlama ihtimali düşünülerek odada peçete ve su bulundurmaya özen gösterilmelidir. Hastanın kendisini güvende hissetmesi için görüşmeyi oturarak yapmak ve göz temasına özen göstermek de oldukça önem taşımaktadır.

İkinci önemli noktaysa görüşmenin akışını belirlemektir. Bunun için hastanın ne hakkında ne kadar bilgi talep ettiğini öğrenmek gerekir. “MR sonuçlarınızla ilgili her şeyi anlatmamı ister misiniz?“ ”İsterseniz test sonuçlarınızı özetleyip, tedavi sürecinin işleyişi üzerine detaylı konuşabiliriz.” benzeri sorularla ilerlenebilir. Hastadan alınacak cevaplara göre bir görüşme planı belirlemek hasta için daha sağlıklı olacaktır.

Akış belirlenip sıra bilgilendirme aşamasına geldiğinde, bazı kötü haberler olduğuna ve bunları söylemekten üzüntü duyulduğuna dair cümlelerle giriş yapmak kişilerin habere hazırlanılmasına yardımcı olacaktır. Ardından yapılacak açıklama, hasta ve yakınlarının anlamakta zorlanacağı terimler yerine açıklayıcı ve kavranması kolay sözcükler içermelidir. Konuşmanın ritmi ve ilerleyişinin hızlı olmaması, anlaşırlığın kontrolü açısından önem taşır. Hasta ve yakınlarının çeşitli duygulanmalar yaşaması, bilgilendirmeyi kavramada zorluklara yol açabilir. Bu nedenle bilgileri parçalar halinde vermek gerekir. Yaşanan duyguların ifade edilmesini kolaylaştırmak adına; durumun kolay olmadığını belirten cümleler kullanmak, açık uçlu sorular sorarak duyguların açığa çıkmasını sağlamak faydalı olacaktır.

Tedavi süreci ve bu sürecin planlanmasından söz etmek, hastanın hazır olup olmaması ile belirlenmelidir. Hasta tedaviye yönelik bilgi almak istediğini belirtmişse dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Sürecin hasta için en uygun tedaviyi içereceğine dair güven verebilmek önemli ve anlamlı olacaktır. Ayrıca durumun ne kadar iyileştirilebileceği gerçekçi fakat ümit kırmadan ifade edilmelidir. Bunu yapabilmek için süreci anlatmaya başlamadan önce hastanın tedaviden beklentisini öğrenmek gerekebilir.

Sözü edilen gereklilikleri -özellikle pandemi sürecinde- tamamıyla sağlamanın ne kadar güç olabileceği biliniyor fakat her detay önemli ve anlamlı. Bugün benimsenen yaklaşıma ek olarak dikkat edilecek en ufak nokta dahi bizim için çok kıymetli. Bu sebepten yazdıklarımın faydalı olmasını umuyorum. Bizi sağlıklı bir geleceğin beklemesini gönülden diliyorum. Hoşça kalın!


Kaynakça

Demirkol ME, Koç F. Kötü Haber Verme Teknikleri. t.y. Web.12.10.2020
Güner P. Kötü Haber Verme. Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi 2006;3 (2):6-9
Okyayuz UH. “Kötü Haber Nasıl Verilmeli?” Sağlık Psikolojisi 2013; 207-214

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönüllü Travma Ekibimiz Hakkında

“Travma bir güçsüzlük acısı, bir çaresizlik halidir.” diyor Judith Herman. Travma, ne kadar çok duyguyu, düşünceyi ve yaşanmışlığı içinde barındırıyor. Peki, nedir bu travma? Travma bizi nasıl etkiler? Travma ile nasıl başa çıkarız? Travma ile baş etmek için nasıl güçleniriz?