“Kontrol Edebileceğimiz Şeylere Odaklanalım”: Kökten Belirsizliğe Gücümüz Nasıl Yeter?

Koronavirüs salgınının bize hissettirdiği kadar güçsüz değiliz. İşte her seferinde bir not kâğıdıyla sakin kalma yolları.

1939 yılında, başka bir krizin tam orta yerinde, Oxford Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada CS Lewis, dönüp bakmaya değer bir öğüt vermişti: Mesele, savaşın insan hayatını birdenbire kırılgan hale getirmesi değildir, mesele insanların neler olup bittiğini birdenbire fark edivermesidir. “Savaş yeni bir durum yaratmaz,” demişti Lewis, “Varolan insani durumu artık görmezden gelinemeyecek kadar ağırlaştırır. İnsan hayatı her zaman dik ve derin bir uçurumda yaşanmaktaydı… Savaşı ‘normal hayat’la karşılaştırırsak hata ederiz. Hayat hiçbir zaman normal olmamıştı.”

Bu şiddetli kaygı ortaklığında, bu tarz bir iç görü insana huzur vermiyor olabilir. Ama, içimizi çalkalayan bu çaresizlik, -eşi benzeri görülmemiş korkunç bir acil durumla yüz yüze olma, buna gücümüzün yetmeyeceği- hissinin o kadar da doğru olmadığını kabul etmek için atılacak ilk adım. Ve kökten belirsizlikle başa çıkma becerilerimizi küçümsediğimizi de haber veriyor, çünkü zaten her gün, ve günün her anında aslında bir şeylerle başa çıkıyoruz.

Belirsizliğin en pis yanı, sonsuzluğa uzanma ihtimali. Yarın neler olacağını bilmediğimizde bu boşluğu hayal gücümüzle doldurabiliriz ve hayal dünyasının sınırları yoktur. İşlerin akıl almaz boyutlara ulaşacağını kolaylıkla hayal edebiliriz. (Pek çoğumuz Bruce Tift’in “yok edici panik” olarak tanımladığı hisse karşı kırılganız: bilinçsizce “bazı hisler, onlarla tanıştığımda beni yok edebilir” şeklinde hissedebiliyoruz.) Tevekkeli değil, bu yıkıcı ve devamlı düşünce alışkanlığı, bilişsel terapistlerin “kıyametize etme” (çevirmenin alanı psikoloji olmadığı için esprili biçimde çevrilmiştir, önerilerle değiştirilmeye açıktır, orijinal kelime “catastrophising” idi.) dediği şeyi besliyor: kötü haberlerin her zerresini işlerin küresel, kesinkes, ve sonsuz kere berbat bir hal alacağına dair kanıt olarak almak. Aksine, aşırı kötü durumlar, ne kadar vahim olursa olsun bitimlilidir. Bir olay olur, biter; daha sonra durumdan etkilenen insanlar hayatlarını yeniden şekillendirirler. Yoğun belirsizlik deneyimlerine gücümüzü yettirmek için köprü görevi görebilecek olan yöntem, sonlu şeylerin, somut dünyamıza ait, üzerinde kontrolümüzün olduğu şeylerin arasına dönmek için elimizden geleni yapmaktır. 

İlk adım, kaygılı hislerimizi kurtulmamız gereken bir şey gibi görmemek olabilir. Filedelfiyalı bir terapist ve yazar olan Lisa Marchiano, “Belirsizliği göndermeye çalışmak yerine hoş görmenin, insana farklı bir düşünsel çerçeve sunduğunu” söylüyor: yapmamız gereken tek şey hoş görmek. Tabii ki bu çok zor, ama bizi şimdiki gibi gücümüzün yetmediği bir şeyi düzeltmeye çalışıp çalışıp patinaj çektiğimiz bu durumdan çıkarabilir.

Sizi sefaletinizin yarışamayacağı kadar komik hale getirecek olan “sallanma” pratiğini öneririm.

Belirsizlikle baş etmek için önerilen pek çok tekniğin benzer yani, sizi hayal gücünüzden uzaklaştırmak için odağınızı değiştirmektir. Şuan evlerinize tıkılı durumdaysanız, aşağı yukarı uyacağınız bir takvim yapılandırmak sizi günün dokusuna bağlayacaktır. (İşimizden nefret etsek bile, saat dokuz civarlarında varmamız gereken bir yerlerin olması ruh sağlığımız için faydalı, diyor Marchiano.) Fiziksel egzersizin herhangi bir biçimiyle bedeninize döndüğünüzde, topraklanmaya benzer bir etki elde edebilirsiniz. (Kaygılı hislerin panzehiri olarak, Deepika Sheleff’in kendi websitesinde sunduğu “sallanma” pratiğini çok öneririm, aynı ismi gibi, üstüne üstlük sefaletinizin yarışamayacağı kadar komik görünmeniz de cabası!)

Biraz dikkat dağınıklığından zarar gelmez, baş edebilirsiniz. Ancak Budist psikolojinin en ilginç iç görülerinden biri, rahatsızken yoğunlaşmanın daha bile etkili olduğunu söylüyor. Somut gerçekliğe dönmenin gücünü gösteren bir diğer örnek de, şuan içinde bulunduğunuz duyusal deneyimlere birkaç saniyeliğine odaklanmak. Bunu yaptığınızda durumu daha hoşgörülü karşılayabiliyorsunuz. Meditasyon eğitmeni Kenneth Folk, buna “dikkat genişliği” adını veriyor: dikkatimizin kapasitesi sınırlıdır, ve deneyiminizi daha çok yönetebildiğinizde, dikkatinizde nahoş deneyimler için daha az yer bırakmış oluyorsunuz. (Bunu sakinleştirici 4-7-8 nefes alma tekniğiyle tamamlayabilirsiniz: dörde kadar sayarak burnunuzdan nefes alın, yediye kadar sayarak nefesi içeride tutun, ve ağzınızdan nefes verirken sekize kadar sayın.)

Bu sırada, yapılacaklar listeniz bir yere kaçmadığından -durumunuza göre, biraz uzamış olabilir- belirsizlik halinde yapmanız gerekenleri yapabilmek için bir yola ihtiyaç duyacaksınız. Ve burada da, kısa süreli, uygulanabilir, kısıtlı-odak yaklaşımı yine en etkilisi olacaktır. En iyi zamanlarda bile, görev sayısını üç ya da dört işle sınırlandırmak, diğerlerine girişmektense önce bunları tamamlamaya çalışmak iyi bir fikirken, çok stresli zamanlarda bu sayıyı bire düşürmek iyi olacaktır. Tek bir görev seçin, onu bir yapışkanlı not kağıdına yazın, bir yere sabitleyin, daha sonra işi yapın; o sırada ulaşmak için endişelendiğiniz tek iş o olsun. Ve tekrar edin. Yakın zamanda, hoşunuza gidecek sayıda post itiniz ve tamamlamayı başardığınız tüm o olumlu işlerden bir ahitiniz olacak.

Kaygı birazcık yatıştığı için, Marchiano’nun bahsettiği engin önerilere de bir bakış atmanız mümkün hale gelebilir, “kriz anları en önemli şeyin ne olduğunu bulma ve anlamı yakalama fırsatını artırabilir. Burada sizin göreviniz ne? Şu anın sizden ne talep ettiğini anlamakta ve elinizden geldiğince onu yapmakta bir teselli gizlidir. Dışarıdan kahramanlık gibi görünmeyebilir. (“Belki de sadece çocukların okul işlerinin yürüdüğüne emin olmak, ya da manavdaki tezgahtarlık işinizi yerine getirmektir,” diyor Marchiano.) Yarının ne getireceğini kimsenin bilmediği gerçeğini değiştirmeyecek bu. Ama yine de, hiçbir zaman hiç kimse yarının neler getireceğini bilmiyordu – ama hayat hep, en yüce biçimlerini de barındırarak devam ediyordu. Lewis’in de dediği gibi, “Eğer insanlar bilgelik ve güzellik arayışını güvende oldukları zamana kadar erteleselerdi, bu arayış hiç başlamayacaktı.”

  • Meditasyon öğretmeni Jack Kornfield salgın esnasında iç huzura giden yolları Tim Ferriss Show’un bir podcastinde anlatıyor: tim.blog/podcast
  • Yüzde On Daha Mutlu, bir podcast ve meditasyon uygulaması, ücretsiz bir ruh sağlığı rehberi sunuyor: tenpercent.com/coronavirussanityguide
  • İçgörü Zamanlayıcısı uygulaması kaygı bozukluğu, stres ve daha fazlası için ücretsiz rehberli meditasyonlar sunuyor: insighttimer.com
  • Andrew Weil, beden sakinliğine hızlıca müdahale etmenin yolu olarak 4-7-8 nefes tekniğini websitesinde anlatıyor: drweil.com
  • Üç Yungcu analizcileri koronavirüs salgınının daha derin anlamları ve yarattığı beklenmedik fırsatları podcastlerinde tartışıyorlar, thisjungianlife.com
  • Amerikan psikiyatrik araştırmacı Judson Brewer tarafından geliştirilmiş olan Kaygıyı Çözmek uygulaması, geleneksel mindfulness uygulamalarını modern bir epidemik olan kaygı bozukluğuna uyarlıyor: unwindinganxiety.com

Yazan: Oliver Burkeman

Çeviren: Sinefin Gış

KAYNAKÇA

https://www.theguardian.com/world/2020/mar/28/things-you-can-control-coping-with-radical-uncertainty-oliver-burkeman

https://buceviriler.com/2020/04/15/kontrol-edebilecegimiz-seylere-odaklanalim-kokten-belirsizlige-gucumuz-nasil-yeter/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönüllü Travma Ekibimiz Hakkında

“Travma bir güçsüzlük acısı, bir çaresizlik halidir.” diyor Judith Herman. Travma, ne kadar çok duyguyu, düşünceyi ve yaşanmışlığı içinde barındırıyor. Peki, nedir bu travma? Travma bizi nasıl etkiler? Travma ile nasıl başa çıkarız? Travma ile baş etmek için nasıl güçleniriz?