Ebeveynlerin Çocukluk Travması Hakkında Bilmesi Gerekenler

Üstüne konuşulması zor bir konu olsa da, ebeveynler travmanın etkisinin ve eğer yaşarlarsa çocuklarını nasıl destekleyeceklerinin farkında olmalıdır.

Ebeveynler olarak, bizim ilk ve en önemli amacımız çocuklarımızı güvende tutmaktır. Tek isteğimiz onları dış dünyadan korumaktır ancak zor durumlar kaçınılmazdır. Zor ve potansiyel olarak travmatik zamanlar geldiğinde ise – zorbalık şeklinde, doğal bir felaketi deneyimledikten sonra veya sevilen birini kaybetmek olsun, çocuklarımızın yardım isteyeceği kişiler arasında ilk sırada bizler varız. Bu pek çok baskıyı da beraberinde doğurur. Peki çocuğunuzun ne zaman mücadele ettiğini nasıl belirleyebiliriz – ve bu konuda ne yapabiliriz? Travma yaşayan bir çocuk sadece ebeveynleri göz önünde bulundurulduğunda acı verici olmakla kalmaz, aynı zamanda bir çocuğun gelişimi ve sağlığı üzerinde daha sonralarda yaşamı üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir. Madde Kullanımı ve Akıl Sağlığı Hizmetleri İdaresi’ne (SAMSHA) göre, çocukların üçte ikisinden fazlasının 16 yaşına gelmeden önce en az bir travmatik olay yaşadığını bildirmiştir. Bahsedilmesi zor bir konu olsa da, ebeveynler travmanın etkisinin ve travmatik bir şey yaşadıkları takdirde çocuklarını nasıl destekleyeceklerinin farkında olmalıdır.

Travma Nedir?

Muhtemelen “travma”yı duymuşsunuzdur ama tam olarak nedir? Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre bu duygusal bir tepki. Ulusal Çocuk Travmatik Stres Ağı travmatik bir olayı, “çocuğun yaşamı veya bedensel bütünlüğü için tehdit oluşturan korkutucu, tehlikeli veya şiddetli bir olay” olarak tanımlar. “Travma” kelimesini ilk duyduğumuzda, muhtemelen savaş veya cinsel saldırı gibi ciddi, felaket olaylarını düşünüyoruz ancak travma üzerine odaklanan ve “Trauma Therapist Live!” podcast’ine ev sahipliği yapan psikolog Guy Macpherson, birçok durumun çocuklar üzerinde travma yapabileceğini söylüyor. Bir çocuğun ihmal edildiğini veya aile içi şiddete tanık olduğunu düşünün veya bir araba kazası, doğal afet veya okul çekimine maruz kaldıklarında. Maalesef liste uzayıp gidiyor ve bu gibi durumlar ortaya çıktığında, beynin stres-tepki sistemi daha hassas bir hale gelir. Basitçe söylemek gerekirse, bunlardan birini deneyimleyerek travma yaşayan bir çocuğun daha sık stres altında olması muhtemeldir ancak bu neye benziyor?

Daha yeni kasırga yaşanmış bir ortamda çocuğu hayal edin. Dışarıda yağmur yağdığında ağlamaya başlayabilirler. Beyinleri bu tetikleyicilere karşı çok daha duyarlıdır. Kötü muamele gören bir çocuk kişisel alanlarına karşı fazla hassas olabilirken, istismar edilmeyen bir çocuk çok yaklaştığında üzülmeyebilir. Buna güçlendirilmiş cevaplar diyoruz ve bunlar beyindeki “kavga et ya da kaç” yanıtı aktive edildiğinde meydana gelir.

Teksas, Houston’daki bir Çocuk Travma Akademisi psikiyatristi ve kıdemli üyesi Dr. Bruce Perry tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bir beyin sıklıkla yüksek strese maruz kalırsa, sürekli strese hazır bir hale geldiğini gözlemledi. Şöyle düşünün: Son altı aydır her gün dışarıda yağmur yağıyorsa, muhtemelen şemsiyenizi ve yağmurluğunuzu kendinizle taşımayı bir alışkanlık haline getirmişsinizdir. Bu sizin için doğal bir durum haline gelmiştir. Sonunda, eğer bir gün yağmur durursa yine de biraz ihtiyatlı olabilir, yağmurluk ve şemsiyenizi yanınıza alabilirsiniz – ne olur ne olmaz diye. Travmatize olmuş beynin yaptığı da budur. Vücudu strese karşı korumak için kullanılır. Böylece, çok fazla strese maruz kalarak büyüyen bir çocuk nihayet bu durum bir sona erdiğinde, beyinleri hala koruyucu bir şekilde işlev görmeye devam edecektir.

Peki, stresli olduğunda beyin aslında ne yapıyor? Kalp atış hızı artmaya başlar ve vücuda daha fazla enerji veren glikoz (şeker) salınır. Sonuç olarak, çocuğun vücudu gerçek bir tehdit olmasa bile alarm durumundadır. Hiperaktif hale gelebilir, haylazlık edebilir veya yıkıcı olabilirler. Bu nedenle travma yaşayan birçok çocuğa Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) veya Karşıt Gelme Bozukluğu (ODD) tanısı konulabilir.

Beyindeki değişiklikler burada bitmiyor. Milestones Psychology’de lisanslı bir klinik sosyal hizmet uzmanı olan Nicole Kabalkin, hormonların çocuğun beynini sular altında bıraktığını, öğrenme ve hafızayı (hipokampusta) kontrol eden ve duyguları (amigdalada) kontrol eden limbik sistemin farklı alanlarını bozduğunu söylüyor. Prefrontal korteks de travmadan etkilenir – beynin problem çözme ve ileri planlama gibi yürütme işlevlerini kontrol eden kısmı. Kabalkin, beyninizde sadece belirli bir miktarda enerjiniz varsa ve bunların hepsi hayatta kalma becerilerine yönelikse o zaman daha yüksek seviyedeki işleyen parçaların normal bir oranda gelişmeyeceğini söyler. Örneğin, sınırlı bir bütçeniz varsa, muhtemelen paranızı hayatta kalmak için ihtiyacınız olan şeye – yiyecek, su, başınızın üzerinde bir çatıya – koyacaksınız ve bu temeldir. Bu temel konular ele alındıktan sonra paranızı diğer daha az gerekli şeylere yönlendirmekten endişe edeceksiniz. Beyin de enerji de aynı şekilde çalışır. Enerjinin hayatta kalmaya doğru gitmesi gerektiği gibi söylenmesi gerekirse o zaman enerji; öğrenmenin, hafızanın ve duyguların yaşadığı şekilde olması gerektiği gibi üst düzey alanlara ulaşamaz. Kabalkin’in sözleriyle, “Çocuklar sadece temel hayatta kalma konusunda endişeli olurlarsa sınıftaki derslerine gerçekten dikkat etmelerini nasıl bekleyebiliriz?” Kabalkin, bunun çocukların ezberlemeyi, problem çözmeyi ve duyguları nasıl işleyeceğini öğrenmede zorluklara yol açabileceğini söylüyor. Onların beyinleri bu şekilde çalışmıyor.

Çocuklar Travmaya Ne Zaman Maruz Kalır?

Travmatik bir olayın ne olduğuna dair net bir tanım yoktur, çünkü olay kişiden kişiye değişir. Kabalkin, “On kişi aynı olayı yaşayabilir ve her biri farklı tepki gösterir” dedi. “Travma herkesi farklı faktörlere (önceki deneyimleri, bağlanma tarzı, yatkınlık, sosyokültürel faktörler ve gelişme aşaması) dayalı olarak farklı şekilde etkiler. Bir çocuğun olayın doğasından ziyade travmaya tepkisini belirleme olasılığı daha yüksek olan bu faktörlerdir”. Bazıları uzun vadeli yansımaları olan bir durumdan uzaklaşacak, bazılarında ise öyle olmayacak.

Travma Çocukları Nasıl Etkiler?

Peki, çocuklarımızda travmayı kabul etmeseydik ne olurdu? Araştırmalar erken çocukluk travmasının yaşamın ilerleyen dönemlerinde sağlık risklerini artırdığını bulmuştur ve bununla ilgili kanıtımız var. 1995 yılında CDC-Kaiser Permanente tarafından yapılan önemli bir çalışma, çocukken travmatize olmuş yetişkinler hakkında araştırma yaptı ve sonuçları anlatıyor.

“Olumsuz Çocukluk Deneyimleri (ACE) Çalışması” adı verilen çalışma, travma çalışmaları dünyasında sıkça kullanılan bir terim olan “ACE” terimini ortaya attı. Çığır açan araştırma, çocukluk travması ile yetişkinlikte sağlık riskleri arasındaki ilişkiye odaklandı. Bu travmayı veya ACE’leri üç kategoriye ayırdılar: İstismar, ihmal ve aile içinde yaşanan zorluklar. Her üç travma türüne maruz kalan insanları inceledikten sonra, çocukluk döneminde ACE’lere maruz kalma miktarı ile yaşamın ilerleyen dönemlerinde hastalık için risk faktörlerinin gelişimi arasında gerçekten güçlü bir ilişki olduğu sonucuna vardılar. Bu hastalıklardan ve risk faktörlerinden bazıları şunlardır:

  • Travmatik beyin hasarı, kırıklar, yanıklar.
  • Depresyon, anksiyete, intihar, TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu).
  • İstenmeyen gebelik, gebelik komplikasyonları, fetal ölüm.
  • HIV/cinsel yolla bulaşan hastalıklar.
  • Kanser, şeker hastalığı.
  • Alkol ve madde bağımlılığı, sağlıksız cinsel ilişki.
  • Eğitim, meslek, gelir üzerinde etkiler.

Çocuğumun Travma İle Mücadele Edip Etmediğini Nasıl Anlayabilirim?

Macpherson, ebeveynlerin farkında olması gereken en önemli şeyin davranış değişikliği olduğunu söyledi. Okula gidebilecekler mi? Kendilerini okulda izole ettiler mi? Rol yapıyorlar mı? Hala okul faaliyetlerine katılmak istiyorlar mı? Okul çalışmasına odaklanabilirler mi? Basitçe söylemek gerekirse, Macpherson çocuklarınıza dikkat etmeyi ve çocuklarınızla ilgilenmeyi söylüyor.

Ebeveynler Ne Yapmalı?

Ne yazık ki, çocuğunuzun travmadan kurtulmasına yardımcı olmak için mükemmel bir çözüm yoktur ancak kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olmak için kullanabileceğiniz basit etkinlikler ve uygulamalar vardır.

  1. Duygularını sözlü ifade etmeye teşvik edin.

Kabalkin, çocukların konuşmaları için güvenli bir alan sağlamanın, travmalarını çevreleyen duygularını çözmelerine yardımcı olmanın anahtarı olduğunu söylüyor. Çocuk Zihin Enstitüsü çocuğunuza duygularını her zaman ifade edebileceklerini ve duyguları hakkında bir tartışma açmanın doğal yollarını arayabileceklerini bildirmenizi önerir.

2. Tutarlılığı rutin olarak koruyun.

Çocuk Zihin Enstitüsü de belirli bir program yaparak çocukların kendilerini güvende hissedeceklerini söylüyor. Travmatik bir olaydan sonra rutin, çocukların hemen geleceklerini tahmin etmelerine ve hayatın tekrar iyi olacağını anlamalarına yardımcı olur. Örneğin, sabah rutinleri, uyku zamanları ve yemek zamanlarının ayarlanması çocuğun hayatında bir normallik hissi yaratacaktır.

3. Soruları dürüstçe cevaplayın.

Özellikle çocuğunuzun yaşamında sık sık değişikliğe neden olan durumlar ortaya çıktığında sorular sık olacaktır. Dürüst olmakla birlikte, bu soruları güven verici bir şekilde cevaplamak için zaman ayırmak önemlidir. Çocuklar bazen cevaplaması zor sorular sorabilirler ve Çocuk Zihin Enstitüsü’ne göre “Bilmiyorum” cevabı spekülasyon yapmaktan daha iyidir.

      4. Çocuğunuzu meşgul edin!

Çocuk Zihin Enstitüsü’nün rehberliği, ebeveynleri çocuklarının arkadaşları ile oyun tarihleri planlamaya ve çocuğunuzun okula gitmesini sağlamaya teşvik eder – bu özellikle günlerinin bu rutin bölümleri kesintiye uğradıysa önemlidir.

5. Uygun anda profesyonel yardım alın.                 

Çocuğunuz okula gidemiyorsa, okula odaklanamıyorsa veya okulda öfke nöbetleri yaşıyorsa, profesyonel müdahale zamanı gelmiş olabilir. Kabalkin, birçok ailenin terapiden kaçınmak istediğini söylüyor ancak müdahale ne kadar erken olursa, o kadar iyi. Travmadan kaçınmak kolay değildir ve kesinlikle eğlenceli bir konu hiç değildir ancak daha hazırlıklı ebeveynler yardımcı olabilir, çocuklar şu an daha iyi değil, yaşamları boyunca daha iyi olacaktır.

Çeviri: Nisa Özlem Kaya

KAYNAKÇA:

https://www.today.com/parenting-guides/aces-childhood-trauma-parents-t178986

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönüllü Travma Ekibimiz Hakkında

“Travma bir güçsüzlük acısı, bir çaresizlik halidir.” diyor Judith Herman. Travma, ne kadar çok duyguyu, düşünceyi ve yaşanmışlığı içinde barındırıyor. Peki, nedir bu travma? Travma bizi nasıl etkiler? Travma ile nasıl başa çıkarız? Travma ile baş etmek için nasıl güçleniriz?