Çocukluğun Yetişkinliğe Uzanan Eli: ACE Çalışması

Donald Winnicott “Başlangıç Noktamız Ev” kitabında şöyle söylüyor: “İnsanların dünyasını iki sınıfa ayırmayı yararlı buluyorum. Bebekliklerinde asla “hayal kırıklığına uğratılmayan”, yaşamın ve yaşamanın keyfini çıkarmaya o ölçüde aday olanlar vardır.Çevrenin hayal kırıklığına uğratmasından kaynaklanan türde travmatik deneyimin acısını çeken, felaket anlarında içinde bulundukları durumun anılarını (ya da anıların malzemelerini) ömür boyu taşıması gerekenler de vardır. Onlar fırtınalı, stresli, belki de hasta yaşamlara adaydır.”

Dr. Vincent Felitti, 1980lerde Kaiser Permanente’nin San Diego’daki Önleyici Tıp Bölümü başkanı olarak çalışırken Kaiser Permanente’nin San Diego’daki obezite kliniğindeki kilo verme programındaki katılımcıların %50’sinin sağlıklı bir şekilde kilo verirken programı bıraktığını fark ediyor.

Katılımcıların tıbbi öykülerine bakıldığında programdan ayrılan katılımcıların hepsinin normal kiloda doğduğu ve yavaş yavaş değil aniden kilo aldıkları öğrenilmiş. Katılımcılar zaman içinde kilo vermişlerse de çok kısa bir süre içinde verdikleri kilonun hepsini veya daha fazlasını geri almışlar.

Felitti bunun üzerine katılımcıların programı bırakma sebeplerini öğrenmek için programı bırakan katılımcılarla bir dizi görüşmeler yapıyor.

Felitti’nin arayışındaki dönüm noktası, başka bir obezite programı hastasıyla olan görüşmesinde gerçekleşiyor. Felitti, hastasına “Cinsel olarak ilk aktif olduğunuzda kaç yaşındaydınız?” diye sormak yerine yanlışlıkla “Cinsel olarak ilk aktif olduğun zaman kaç kiloydun?” diye soruyor. Hastası, “Kırk pound (yaklaşık 18 kilogram), babamla dört yaşındayken” diyerek cevap veriyor.

Felitti, görüşmelere devam ederken 10 gün sonra yine çocukluktaki cinsel istismar ile karşılaştığını söylüyor. Ardından Felitti acaba önyargılı mı davranıyorum diyerek görüşmeleri 5 meslektaşlına devretmiş ve onlar da diğer katılımcılarla yaptıkları görüşmelerde çocukluk çağı cinsel istismarı ile karşılaşmışlar.

Görüşmelere devam ettikten sonra Felitti, bu katılımcılar için yemek yemenin sadece yemek yemek değil, bir başa çıkma mekanizması olduğunu düşünmüş. Yemek yemek anksiyeteyi, korkuyu, öfkeyi veya depresyonu –alkol, tütün veya uyuşturucu gibi- yatıştırırken yemek yememek kaygıyı, depresyonu ve korkuyu dayanılmaz seviyelere yükseltiyormuş.

Katılımcılarla olan görüşmenin bir çıktısı da birçok insan için obez olmanın bir sorunu çözmesi olmuş. Örneğin bir görüşmede, tecavüzden hayatta kalan bir kadın kilo alışının onu sanki erkeklere görünmezmiş gibi hissettirdiğini söylemiş. Başka bir katılımcı, çocukken sıska bir çocuk olduğunu ve dayak yediğini söylemiş. Şişman olmak onu güvende tutmuş çünkü yüzlerce kilo aldığında kimse onu rahatsız etmemiş. Bir başka görüşmede ise, 7 yaşında babasının cinsel istismarına maruz kalan bir kadına, babası 9 yaşındaki kız kardeşine aynı şeyi yapmamasının tek sebebinin kızkardeşinin şişman olması olduğunu söylemiş. Kilo vermek, bütün bu katılımcıların kaygılarını, depresyonlarını ve korkularını dayanılmaz derecede arttırmış ve katılımcılar bu yüzden programı bırakıp yeniden kilo almışlar.

Bu görüşmeler sonucu Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden araştırmacıları ve Kaiser Permanente’nin San Diego bakım programının 17.000’den fazla üyesini içeren 25 yıllık bir araştırmaya başlıyor: Olumsuz Çocukluk Deneyimleri Çalışması.

Çocukluk deneyimlerinin yetişkinlikteki etkilerini araştırmak adına, ABD’de Kaiser Permanente ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından yürütülen “Olumsuz Çocukluk Deneyimleri Çalışması (The Adverse Childhood Experiences Study, ACE Study) 1995 yılında başlanıyor.

Olumsuz Çocukluk Deneyimleri (Adverse Childhood Experiences (ACE), 18 yaşın altındaki kişilerin yaşadığı her türlü istismar, ihmal ve diğer potansiyel travmatik deneyimleri tanımlamak için kullanılan terimdir.

Peki bu olumsuz yaşantılar neler derseniz, fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, aile içi şiddete maruz kalma, evde madde bağımlılığına sahip bir bireyin olması, ev içinde ruhsal bozukluğa sahip bir bireyin olması, ebeveyn ayrılığı veya boşanma, hapiste olan hane üyesi gibi 10 başlık üzerinden incelenmiştir.

Çalışma bize göstermiştir ki olumsuz çocukluk deneyimleri ile bağlantılı olarak riskli sağlık davranışlarının, kronik sağlık sorunlarının, kötü yaşam koşulları ve erken ölüm ihtimali artıyor.

Çalışmanın bulgularını şöyle özetleyebilirim:

  1. Katılımcılarının% 28’i fiziksel istismar, % 21 ise cinsel istismar bildirdi.
  2. Olumsuz çocukluk deneyimleri genellikle birlikte meydana gelir. Katılımcıların neredeyse% 40’ı iki veya daha fazla ACE bildirirken % 12.5’i dört veya daha fazla ACE yaşadığını söylemiştir.
  3. Çalışma gösterdi ki olumsuz çocukluk deneyimleri birçok sağlık sorunu ile doz-tepki (organizmanın toksik bir maddeye yanıtının maruz kalınan miktara bağlı değişimi) ilişkisine sahiptir. Araştırmacılar zaman içinde katılımcıları takip ettikçe, bir kişinin kümülatif ACE puanının, madde kullanım bozuklukları da dahil olmak üzere yaşamları boyunca sayısız sağlık, sosyal ve davranışsal problemlerle güçlü, kademeli bir ilişkisi olduğunu keşfettiler.
  4. Yani ACE’lerin sayısı arttıkça, yetişkinlikte bireylerin psikolojik ve fiziksel sağlıkları için risk de artar.

Peki çocukluk çağı travmaları nasıl bu kadar etkili?

Çocukluk çağı travmaları sonucu iki temel gelişim süreci travmadan olumsuz etkileniyor gibi görünüyor.

  1. Nörogelişim (beyin, sinir ve endokrin sistemlerin fiziksel ve biyolojik olarak gelişmesi)
  2. Psikososyal gelişim (ahlak, değerler, sosyal davranış, diğer bireylerle ilişki kapasitesi ve sosyal kurumlara, toplumsal kurallara saygılı kişilik oluşumu)

Bunu da bir sonraki yazıda anlatacağım. Okuduğunuz için çok teşekkürler!

Yazan: Araştırma Görevlisi Psikolog Cansu Sünbül

KAYNAKÇA

“About the CDC-Kaiser ACE Study”. Centers for Disease Control and Prevention, National Center for Injury Prevention and Control, Division of Violence Prevention. Archived from the original on 28 February 2015.

Anda RF; Felitti VJ (April 2003). “Origins and Essence of the Study” (PDF). ACE Reporter. Retrieved 25 March 2014.

Stevens, Jane Ellen (8 October 2012). “The Adverse Childhood Experiences Study — the Largest Public Health Study You Never Heard Of”. The Huffington Post.

 “The ACE Pyramid”. Atlanta, Georgia: Centers for Disease Control and Prevention, National Center for Injury Prevention and Control, Division of Violence Prevention. May 2014. Archived from the original on 16 January 2016.

“The Adverse Childhood Experiences (ACE) Study”. cdc.gov. Atlanta, Georgia: Centers for Disease Control and Prevention, National Center for Injury Prevention and Control, Division of Violence Prevention. May 2014. Archived from the original on 27 December 2015.

Önceki Gönderi
Sonraki Gönderi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönüllü Travma Ekibimiz Hakkında

“Travma bir güçsüzlük acısı, bir çaresizlik halidir.” diyor Judith Herman. Travma, ne kadar çok duyguyu, düşünceyi ve yaşanmışlığı içinde barındırıyor. Peki, nedir bu travma? Travma bizi nasıl etkiler? Travma ile nasıl başa çıkarız? Travma ile baş etmek için nasıl güçleniriz?